Ülkemdeki yerimi
idrak ediyorum yavaş yavaş. O yavan “Olamaz ya!” inkarı yerini önce “Yazıklar
olsun!” sitemine, sonra da “Lanet olsun!” öfkesine bırakıyor. Nedir benim yerim
genç bir kadın olarak? Hamdolsun önünden geçtiğim kraathanelerden tarafıma
yönelen bakışlardan anlıyorum bunu. Hamdolsun ki siyasilerin bedenim üstünden
yürüttüğü “atışmalardan” pek güzel anlıyorum bunu. Daha pek çok şeyden
anlıyorum bu ülkedeki yerimi. Ne de kıymetliymişim ben (!) Ailemin adına “leke”
getirmeden büyüyüp yetişkin oldum, şimdi sırada ona evlatlar vereceğim bir koca
bulmakta. Sonra ömrüm kayınpederime ve onun ismine leke getirmemeye imtina
ederek geçecek inşallah (!) Kızım olursa ona da aynen bunları öğreteceğim (!) Sonra
erişeceğim o “kadınlık” ve “analık” mertebesine. Çünkü benim ancak bir erkeğin
izin verdiği sınırlar içerisinde, ona uygun olacak şekillerde kadın olmaya
iznim var. E “kadın” olabilmem için evli olmam gerektiğini söylememe gerek yok
herhalde? Başka türlü “kadın mıyım kız mıyım” nereden bilecekler?
Nedir beni bu kadar sinirlendiren gözünü
seveyim? Bilmiyor muyum zaten bu toplumun kadına verdiği “değeri”? Bir şey
hatırladım dün izlediğim bir video sayesinde. O attırdı şalterlerimi.
Hatırlarsınız, 2011’de o zamanın başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Ankara’daki
eylemlerde kalçası kırılan Dilşat Aktaş’ı ima ederek “Ankara’da bir polis
panzerine tırmanan bir tane kız mıdır kadın mıdır bilemem” demişti. Erdoğan’ın
sözlerini eleştirmek için konuşmasına başlayan Kemal Kılıçdaroğlu da “Git
kontrol et bari. Bırak başbakanlığı, git kontrol et.” demişti. Kılıçdaroğlu’nun
dediği lafı dün hatırladım. Peki nedir bu sözlerin açılımı? Hep beraber bir
daha okuyalım: “kız mıdır kadın mıdır bilemem” Mevzu burada bahsi geçen kadının
yaşından dolayı yaşanan bir çekince mi? Hepimiz çok iyi biliyoruz ki değil.
Konu bahsi geçen kadının cinsel deneyimi. Konu, hepimizin alışık olduğu o eril
dille anlatırsam “vermiş mi vermemiş mi” meselesi. Evet, başbakan ülkesindeki
eylemlerde yaralanan bir vatandaştan bahsederken bunu sorguluyor. Ülkesindeki
vatandaştan bahsederken onun cinsel deneyimini baz almak istiyor, bilmek
istiyor “kadın mı kız mı”! Başka türlü içi rahat etmez çünkü! Emin olmak
istiyor yahu! Ya “kızsa”? Ailesinin adına biz zeval gelir. Kadınsa zaten mesele
yok. Kadınsa onun için ince düşünmeye gerek yok. Öte taraftan da eyleme
katılan, polise direnen bir kadının cinsel hayatının başlamış olacağından
şüpheleniyor Erdoğan. Tahminine göre o kadının bir cinsel deneyimi vardır ki
öyle sokaklara dökülüp polise artistlik yapıyor(!) Evli olmadan cinsellik
yaşayan bir kadın her manada ‘yırtıktır’ ne de olsa. Normaldir onun böyle
şeyler yapması. O saygıdeğer bir kadın değildir. “Kötü kadındır”. Ah pardon-pardon,
“kötü kadın” tanımını seks işçisi kadınlara layık görüyordu toplumumuz.
Karıştırdım, kusura bakmayın.
Gelelim Kılıçdaroğlu’nun ettiği lafa. Onu da
bir daha okuyalım: “Git kontrol et bari.” O kadar merak ettiysen git kontrol et
diyor yani Kılıçdaroğlu. “Sen bir başbakan olarak neden vatandaşın kız mı kadın
mı olduğuyla ilgileniyorsun yahu?” demeye çalışıyor anladığım kadarıyla.
Muhalefet partisinin, Türkiye’de büyük bir
kesimin kendilerini temsil etmesi için oy verdiği partinin lideri, başbakanın
bu lafı etmesinin lüzumlu olup olmadığını tartışıyor da bu lafın ne kadar
cinsiyetçi ne denli çirkin ve hadsiz olduğunu tartışmıyor. Bu lafı bir
başbakanın etmesini eleştiriyor ama lafın kendisiyle bir problemi yok anlaşılan.
Yani lafın kendisinde bir sıkıntı yok da söyleyenin iktidar partisinin lideri
olması sıkıntı. Başbakanın bu lafı etmesini eleştirirken de bunu aynı rezil ve
eril dili devam ettirerek yapıyor. “Bir başbakan neden böyle konuşur” demiyor
da “Git kontrol et bari.” diyor. Yani görüyorum ki kız kardeşlerim, bizler
“kadın mı kız mı” olduğu büyük merak konusu olan, dileyenin gelip rahatlıkla üzerinde
bunun sağlamasını yapabileceği varlıklarız onların gözünde. Ülkemizin bize
layık gördüğü yer burası. Aman buradan fazla kıpırdamayın(!)
E Erdoğan ve Kılıçdaroğlu karşılıklı
“atışmışlar” bize de “hepiniz aynısınız” demek mi düşer? Ne dersiniz? Çok da
öfkelenmeyelim. Malum toplumumuz öfkeli kadın da sevmez. İlkokulda çiçek
olurduk ya hani? İşte toplum kadınlardan bunu ömürleri boyunca yapmalarını
bekliyor ki toplumun gözünde “çiçek” olabilsinler. “Cennet ayaklarının altında”
olabilsin.
Cennetiniz de çiçeğiniz de sizin olsun. Biz hayatımızı
cehenneme çevirenlerden hesap sorma peşindeyiz.
Bu vesileyle bir kez daha: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
YAŞATIR!